Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
Son Dakika Haberler

İntifada ümmeti gafletten uyandırmaya yetecek mi?

, kategorisinde, 31 Eki 2015 - 15:05 tarihinde yayınlandı
İntifada ümmeti gafletten uyandırmaya yetecek mi?

Lübnan’ın önde gelen Sünni âlimlerinden Şeyh Mahir Hammud bu haftaki Cuma hutbesinde ümmet içerisinde hataları göz göre işlemeye devam edenlerden söz etti. Şeyh Hammud hutbenin devamında Beyrut’ta uyuşturucuyla yakalanan Suud prensine değindi.

Lübnan’ın önde gelen Sünni âlimlerinden Şeyh Mahir Hammud bu haftaki Cuma hutbesinde ümmet içerisinde hataları göz göre işlemeye devam edenlerden söz etti. Şeyh Hammud hutbenin devamında Beyrut’ta uyuşturucuyla yakalanan Suud prensine değindi.

Şeyh Mahir Hammud’un 30 Ekim 2015 tarihli Cuma hutbesi şöyle:

“Eğer Rabbin dileseydi, insanları elbette tek bir ümmet kılardı. Oysa onlar, anlaşmazlığı sürdürmektedirler.” (Hud:118)

İnsanlar arasında karakter, yaş, yetiştiği çevre, kültür, içinde bulunduğu çağ açısından bazı farklılıklar olabilir. Bunlar insani ve doğal durumlardır ve şeriat tarafından kabul görülebilirler. Ancak kibirden, hasetten, yalandan, dünya sevgisinden, saltanat hırsından kaynaklanan ve özellikle de hakikatin ne olduğunu bile bile yanlış üzerinde ısrarcı olanlar tarafında ortaya çıkan farklılıklar sahibini sorumlu kılan ve herhangi bir karşılığı olmayan farklılıklardır.

Genellikle farklılıklar denildiğinde iman-küfür şeklinde aleni değil, bakış açılarından kaynaklı farklılıklar karşımıza çıkıyor. Üstelik bunlar hem İslam hem de Arap dünyasında düşmanlıkların körüklenmesine yol açıyor.

Bu konuda genelde Arap dünyasının, özelde ise Suriye’nin içinde bulunduğu fitne çemberi durumu özetlemeye yetiyor. Suriye’de yaklaşık 5 sene süren fitnenin ardından sonunda insan hakları ve ülkenin özgürlüğü adı altında yapılan devrimlerin aslında tamamıyla Amerika, İsrail ve Batı tarafından düzenlenmiş bir komplo olduğu gerçeği ortaya çıktı. Ancak İslamcı ya da ulusalcı olduğunu iddia eden bazı çevreler tüm yıkım ve felakete rağmen Suriye’de bir devrim yaşandığı iddiasında ısrarcı olmayı sürdürüyorlar. Bugün ümidimizi Filistin intifadasına bağlamış durumdayız. Bir yanda İsrail’in zulmünün devam ettiği, öte yandan Suud’un Siyonist katliamlara benzer şekilde Yemen’e yaptığı saldırılarını sürdürdüğü bir süreçte Filistin’in genç kahramanları güçlü orduların sessizliğine meydan okuyorlar.

İntifada acaba ümmeti içinde bulunduğu gafletten uyandırmaya yetecek mi?

Birileri bizim hala İsrail’in çıkarlarından başka bir şeyi önemsemeyen Amerika’nın vesayeti altında kalmamızı istiyor. Üstelik Amerika’nın çok sayıda “müttefik”ini yerine göre harcadığını bile bile…

Amerika bölgedeki müttefiklerinden birçoğunu yüzüstü bırakarak harcadı. İsrail de bunu yapmadı mı? İşte ihanetin bedeli…

Eğer düşmanının kim olduğunu hakikaten biliyorsan, bu hakikati söylemekten çekinmemelisin. Eğer sen hata yapar ve bu hatanın farkına varmana rağmen geri dönmezsen o takdirde günahkar olursun! Hataya düşen insanın kalbi gitgide hakikatlere kapanır.

Suud prensi ve uyuşturucu ticareti

Suud prensinin Beyrut Havaalanı’nda yüklü miktarda uyuşturucuyla tutuklanması Lübnan yargısı ve devlet açısından büyük bir imtihan olarak karşımıza çıkıyor. Acaba kanunun gereği yerine getirilecek mi? Yoksa baskılara boyun mu eğilecek? Bu durum İslam şeriatını uyguladığını iddia eden Suud yönetimi açısından da bir imtihan… Bir Hadis-i Şerif bu durumu çok güzel ifade ediyor: “İsrailoğullarının lanetlenmesinin birinci sebebi onların itibar sahibi biri çaldığında onu salıverirken güçsüz biri çaldığında ona had cezası uygulamaları oldu.” Suud kanunlarına göre uyuşturucu ticareti yapan kişinin kim olursa olsun başının kesilmesi gerekiyor. Acaba Suud bu kanunun gereğini yerine getirecek mi?”

Haber Editörü : Tüm Yazıları