Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
Son Dakika Haberler

İsrail Yok Olacaktır

kategorisinde, 10 Eyl 2014 - 17:08 tarihinde yayınlandı
İsrail Yok Olacaktır

“Biz, Kitapta İsrail oğullarına: Sizler, yeryüzünde iki defa fesat çıkaracaksınız ve azgınlık derecesinde bir kibre kapılacaksınız, diye bildirdik.
Bunlardan ilkinin zamanı gelince, üzerinize güçlü kuvvetli kullarımızı gönderdik. Bunlar, evlerin arasında dolaşarak (sizi) aradılar. Bu, yerine getirilmiş bir vaat idi.
Sonra onlara karşı sizi tekrar (galibiyet ve zafer) verdik; servet ve oğullarla gücünüzü arttırdık; sayınızı daha da çoğalttık.
Eğer iyilik ederseniz kendinize iyilik etmiş, kötülük ederseniz yine kendinize kötülük etmiş olursunuz. Artık cezalandırma zamanı gelince, yüzünüzü kara etsinler, daha önce girdikleri gibi yine Mescid’e girsinler ve ellerine geçirdikleri her şeyi büsbütün tahrip etsinler diye başınıza yine düşmanlarınızı musallat kıldık.
Belki Rabbiniz sizi merhamet eder; Fakat siz eğer yine fesatçılığa dönerseniz, biz de yine cezalandırırız. Biz cehennemi kâfirler için bir hapishane yaptık.” (İsra, 4-8)
Bu ayetlerin tefsirinde iki görüş sergilenmiştir.
Kimi müfessirler tarihte İsrailoğulları’nın iki defa bozguna uğrayıp cezalandırıldıklarını belirtirler. Babiller ve Romalılar, İsrailoğulları’nın fesat çıkarmaları sonucu Filistin’deki varlığına son verdiler. Babilliler, peygamber katilleri olan Yahudileri yanlarına alıp yetmiş yıl boyunca vatanlarından uzakta oldukça kötü şartlarda ve aşağılayarak esaret hayatı yaşattılar. Romalılar ise lanetli kavim olan İsrailoğullarını dünyanın dört bir yanına dağıttılar.(M.S. 70 yılında) Bu görüşteki müfessirler, İsrailoğulları’nın tekrar bozgunculuk yapmaları durumunda Allah(cc) tarafından tekrar cezalandırılacaklarını ve zelil bir duruma düşeceklerini belirtirler. Böylece Allah(cc) zalim olan Yahudileri, Babil ve Roma zalimleri eliyle cezalandırmıştır. Allah zalime zalimi musallat kılar. Yahudiler, Filistin’de iki kez zelil bir şekilde darmadağın oldu/ haritadan silindi. Yahudiler her azışlarında Allah da O’nlara dönüyor ve önceki cezasını tekrarlıyor. Bu Allah’ın onlara olan sünnetidir. Yahudi’ler , 2000 yıllık bir sürgün hayatından sonra tekrar Filistin’de toplandılar. Fitne ve fesat çıkaran bu azgın kavimin, tekrar ilahi cezaya çarptırılması kaçınılmazdır. Bu Kur’an’ın hükmüdür.
Bazı müfessirler de bu iki cezalandırmanın birincisinin, Hz. Peygamber (sav) ve sahabelerinin elleriyle gerçekleştiğini söylerler. Yahudilerin ilk bozgunculuk hareketini Medine’de yaptıkları belirtilir. Güçlü ve kuvvetli kullardan da kastın peygamberimiz ve sahabeler olacağı belirtilir. Yahudilerin İkinci bozgunculuk hareketinin ise günümüz Yahudilerinin Filistin’deki anarşi ve terör hareketleri olduğu belirtilir. İkinci kez de Müslümanların tekrar Yahudileri cezalandıracakları bekleniliyor. Günümüzde Yahudilerin yaptıkları cinayetler ve canilikler, hileler ve tuzaklar, bozgunculuk ve fesatlar ilahi takdirin tekrar tecelli edeceğinin belirtileridir.
Her iki görüşün de ortak noktası Yahudilerin bozgunculuk çıkarmaları durumunda tekrar cezalandırılacaklarıdır. İlk görüşte bu cezalandırma bozgunculuk şartına bağlıyken, ikinci görüşte bu cezalandırma ilahi takdir sonucu tecelli edeceği belirtilmektedir. Aslında ilk görüş ilahi adalete daha uygundur. Birinci yorum diğerine göre daha isabetlidir. Kitap yani Tevrat, Mescid yani Süleyman Mabedi, bizim kullarımız yani kafir, isyankar veya mümin kullar(genel bir ifade),iki bozgunculuk yani Babiller ve Romalıların darbeleri, fesat çıkarma/ toplanma yeri yani Filistin. İki defa bozgunculuk çıkarmaktan kasıt belirli bir zaman diliminde bunu yaptıklarıdır. Hüküm, Yahudilerin amelleri ile doğru orantılıdır. Yani bu hüküm ya iki defa ile sınırlı kalacak ya da her fesat çıkardığınızda tekrar edecek. Yahudiler dünyanın dört bir yanından üçüncü kez Filistin’de toplanmışlar ve bozgunculuğa dönmüşlerdir. İlahi takdir yine tecelli edecektir. Peygamber efendimiz( s.a.v.) şöyle diyor:
“Siz, Yahudilerle mutlaka savaşacaksınız ve onları mutlaka (topyekün tepeleyip) öldüreceksiniz. Hatta her taş, ‘Ey Müslüman! Bu arkamdaki Yahudi’dir, gel de onu öldür!’ diyecektir”; “Müslümanlarla Yahudiler harbetmedikçe kıyâmet kopmayacaktır. Müslümanlar onları öldürecekler. Hattâ, Yahudîler, taşın ve ağacın arkasına saklanacak, her taş ve ağaç da: Ey Müslüman! Ey Allah’ın kulu!şu arkamdaki Yahudi’dir; hemen gel de onu öldür! diyecektir…”(Müslim: 11/361-362; Zübde’tül- Buhari:493; Tecrid-i Sarih: 8/341; Tirmizi: 4/95)
Ahirzaman’da Müslümanlar ile Yahudilerin savaşacak ve bu savaş sonucunda İsrail’in haritadan silinecektir. Bu konuda hiçbir mümin’in şüphesi yoktur. Çünkü hem Kur’an böyle bir ilahi cezaya kapı aralamış hem de hadis bu kapıyı sonuna kadar açmıştır. Yahudi gücü elde ettiğinde yapısı gereği yeryüzünü fitne ve fesada verir. Yıllardır Filistinlilere yapılan zulüm bunun kanıtıdır. Müslümanlar savaşacağı isabetli bir düşman arıyorlarsa, bu düşman hiç kuşkusuz siyonist’lerdir. Kur’an ve sünnet üzere hareket ettiklerini iddia eden selefi-vahhabi fırkalar güneş gibi açık bu hakikatlere neden göz yumuyorlar? Bu fırkaların amacı Allah(cc) ve peygamberin(sav) gösterdiği hedefe doğru cihat etmek değildir. Bilakis bu hedef şaşkınları Allah(cc) ve resulünün kesinkes yasakladığı müminlerle cihat etmektir. Açık/kesin düşman İsrail karşılarındayken, Suriye’de, Irak’ta Müslümanlara tetiğini doğrultarak sözde cihat ettiğini sanıyorlar. Filistin’de Hamas’a bile silah doğrultan bir zihniyetten her şey beklenilir. Şimdi bölge hakları bu şaşkınlara teslim-i silah mı edecek ya da kendilerine saldıran vahhabi ve Siyonistlere karşı direnecek mi? Bir birinden daha tehlikeli vahhabi -Siyonist güçler önlerine gelen her şeyi yakıp yıkarken, her canlıyı öldürürken tabii ki bölge hakları mallarını, canlarını ve namuslarını muhafaza etmek için direnecektir. Bu ülkelerde bunlar olurken tabii ki İran ve Hizbullah bunlara seyirci kalmayacak ve meydana inecektir. Dünyada yüze yakın ülkeden ihraç edilen vahhabiler her türlü dış yardımlarla donatılarak bir ülkeye diz çökertmeye çalışırken bölge halkına yardım etmemek Müslümanlık bir yana insanlığa yakışır mı? Bu meselinin bir boyutudur. Bölgedeki tüm bu gelişmeler İsrail’in ömrünü uzatmak ile ilişkilidir. Her kötülüğün kaynağında/altında bir Yahudi parmağı vardır. Vahhabilerin-Suud’un kaynağında da bu izler bulunmaktadır.
İsrail ile askeri, ticari ve siyasi ilişki içerisinde olan ülkelerin desteklediği yapılanmaların, bu terör devletinin ömrünü uzatacağında şüphe yoktur. Bölgedeki gelişmeler bu yargının doğruluğunu ispatlamaktadır. Bu hareketleri, yapılanmaları tanımak ve ifşa etmek elzemdir. İsrail büyükelçiliğini bile kapatma cesaretinde bulunmamış ülkelerin İsrail karşıtı söylemleri boş sözlerden öteye geçmez. Bunların samimiyetlerinde şüphe vardır. Kur’an ve hadislerin hedefleri bunlar tarafından hiçbir zaman gerçekleştirilemez. Bilakis bunların tüm çabaları bu hedeflerin gerçekleşmesine engel olmaktır.
Bugün Müslümanların en önemli meselesi/davası Filistin olmalıdır. Bu dinimizi bize yüklediği bir sorumluluktur. İmam Humeyni 1960’larda mücadeleye başladığında Filistin meselesini temel mesele olarak konumlandırmıştır. Devrimden sonra İsrail büyükelçiliği kapatılarak yerine Filistin büyükelçiliği açıldı. İmam, aynı sene Ramazan ayının son Cuma gününü ‘Kudüs Günü’ ilan etti. İsrail ile her türlü ilişki yasaklandı ve dini açıdan bunu haram olduğu fetvası verildi. İmam, tüm dünyadaki Müslümanları İsrail ile mücadeleye çağırdı. Kudüs ordusunun kurulması ve Filistin’in özgürleştirilmesi için alt yapıyı hazırladı. Bu amaca yönelik olarak bölge direniş hareketleri her yönden desteklendi. Lübnan’da Hizbullah’ın kurulması, eğitilmesi ve silahlandırılması yine Filistin’de Hamas ve İslami cihadın da aynı şekilde her yönden desteklenmesi İran’ın açık olarak yaptığı faaliyetlerdir. İran bu faaliyetleriyle onur duymaktadır. Hiç kuşkusuz bu girişimler kutsal bir hedefi gerçekleştirmek için yapılan bilinçli-planlı-programlı faaliyetlerdir. Süreç bu ilahi hedefin bir gün mutlaka gerçekleşeceğini göstermektedir. Çünkü ilahi bir müjde bulunmaktadır. Tüm gayretler bu müjdeye nail olmak içindir. Peygamber efendimiz( s.a.v.) bu konuda şöyle diyor:
“Horasan tarafından siyah sancaklar çıkacak, hiçbir kuvvet onları önlemeyecek ve netice de İlyâ’ya (Kudüs’e)o sancaklar dikilecektir.”(Tirmizi/128)
Kanser tümörü İsrail bir gün yok olacaktır. Dünya halkları ve özellikle Filistin halkı İsrail’in haritadan silinmesiyle rahat bir nefes alacaktır. Dünya halkları, İsrail’siz daha mutlu ve huzurlu olacaktır. Siyonizmsiz bir dünya dileğiyle.

Haber Editörü : Tüm Yazıları